Translate

30 Haziran 2016 Perşembe

Türk Kağanlığı Dönemi Kumay Arkeoloji Kompleksi







Türk Kağanlığı dönemine ait Taşbabalar - Balballar ve Kurganlar.
Kumay Arkeoloji Kompleksi
Ereymentau / Akmola - Kazakistan







Turkish Stone Statue called Tashbaba (Taşbaba-Daşbaba) with burials "Kurgan". 
"Turkish Khaganate" period, Göktürks or Köktürks. - Ereymentau / Akmola - Kazakhstan




All the territory of the Kumai River Valley, at the foot of the mountain range Sunkartau discovered, studied and restored more than a dozen Turkish memorial structures.(Tau means Mountain in Turkish)

"In the landscape Kumai River are striking examples of the steppe culture, and provide an opportunity for them to demonstrate as the common heritage of the Kazakh and other Turkic peoples in a natural habitat. Analysis of the sites allows content to illustrate the conceptual thesis of the Great Kazakh steppe, which has become the home of many Turkic peoples, and gave rise to a culture of the Kazakh people. Oguz, Karluk, Kipchak, and many other Turkic peoples, who contributed to the formation of modern Russia, Ukraine, Kyrgyzstan, Turkey, Bulgaria, Hungary and other countries."  

Ayman Medeubaevna Dosymbaeva / link / video













Scythian-Turkish Period / Kabardino-Balkaria



The Leader "Tashbaba" with oath cup - Altai



In Mongolia Turkish "Deer Stone" with Face to East





Kipchak Turks, known as "Cuman or Polovets in Europe" or "Mamluks in Egypt"
Stonemother "Taşnine" and Stonefather "Taşbaba"















27 Haziran 2016 Pazartesi

KURT




Kurtlarla ilgili iki konuda araştırma yapmıştım. 
Biri Kurt donuna bürünme diğeri Dişi Kurt:
Ama yazım yanlızca Kurtlarla ilgili değil....

Etrüsk Mezar Taşında Tek  Çocuk ve Dişi Kurt
Felsian Stele , detay , MÖ.5.yy - Bologna



Pelasgların atası sayılan Pelasgus'un oğlunun adı Lycaon, yani Kurt'tur. Lycaon'un doğum yeri denize kıyısı olmayan dağlık bölge Arcadia olarak geçiyor. (Ayrıca Arcadia ile Arka kelimesinin benzerliği de düşündürücüdür.'Eski ve Modern Türkler - Mustafa Celâlettin Paşa' kitabında; Türkçe Arka - latince Arcus - Yay/Sadak anlamında: zaten arkada taşınıyor. diyor. Ve Archer yani Okçu kelimesi buradan türetiliyor. ) Hellenlerden önce yörenin yerli halkı olan Pelasglar, Lycaon Dağı olarak ta anılan bölgede festivaller düzenliyorlar. Arcadia savaşçıları Kurt ve Ayı (sonradan Rusların simgesi!) postlarını giyermiş, yani Kurt donuna bürünürmüş. Bu Truva'da da var. Truvalı Dolon da Kurt postuna bürünerek düşman hattına sızmak ister, fakat yakalanır. Dolon Kırgızlarda bir boy adı olarak geçer.


Truva'nın düşmesinden sonra dağılan halkın bir kısmının kuzeye göç ettiği bir gerçektir. Odin'in babasının adı Bur (Borr-Burr) ve dedesinin adı Buri'dir. Bizim Börü yani. (Thor ise oğlu.Tor-Tur-Tar Türk kelimesinin kökenindeki gibi). Asgaard'tan geldiği de belirtilir. Anadolu'nun batısındaki As Türkleri, As/Az ile başlayan topografik adlarından bazıları; Assuwa (Ege bölgesinde), Astarpa (K.Menderes), Astike (Trakya Ovaları) gibi ; Prometheus'un insanoğlunu çamurdan yaratıp ateşi, yani bilgiyi, aydınlamayı insanoğluna vermesinin dışında eşinin adının Asia olması gibi... Vikinglerin arasında Tyrker adlı bir kişinin olması da Teucer'i akla getirir. Truvalılar da kendilerine Teucer diyordu: Teucer=Tucer=Türk Er gibi ve Hektor'un (Ektor) Tyrkland'ın asil prensi olarak anılması gibi.... Atlamadan hatırlatayım, İsveçli bir akademisyen İskandinavların arasına Hunların da karıştığını söyler.


Odin'in de Kurt postuna bürünen savaşçıları vardır, İskitlerde de. Kurt postuna bürünen vahşi ve gözü kara savaşçılar paralı asker olarak Roma İmparatorluğunda en önde görev almışlardır. Kurt donuna bürünme Amerika yerlilerinde de görülür. Hatta Washington yöresinden Quileutes ve Kuzey Amerika bölgesinden Kwakiutl Amerika Yerlileri Kurt'tan türediklerine inanırlar. Şimdi can alıcı noktaya geliyoruz. Orta Asya Türklerinde de var olan bu olay Moğollarda da var ve sanki onlara mahsusmuş gibi batılılarca anlatılır. Lakin kimse düşünmez 13.yy'dan önce Orta Asya'nın batısında, yani Anadolu'da Moğollar ne gezer! Demek ki bu kültürü Türkler yaymıştır ve de Türk kültürüdür; Serdengeçtiler, Başıbozuklar... Ve Batı'daki Kurtadam efsaneleri de bu savaşçılardan doğmuştur.


Schliemann kitabında Athi'den bahseder. Asur dönemine ait bir tablette dişi bir Köpek veya Kurt'tan iki yavru süt içer, sunakta da bir baykuş vardır. Baal cycle yazıtlarında "Athi'den kim süt içecek" diye yazar. Athi Karkamış'ın (Gaziantep) büyük tanrıçasıdır. (Asur ve Babil'deki büyük şehirlerin adı Turani olması bir yana...) Truva'da bulunan baykuş formlu vazolar Athi ile ilintilidir. Schliemann "Yunanlılar Truva'da görüp ödünç aldı" der. Athi Athena'ya dönüşür sembollerinden biri Baykuş diğeri Yılan'dır. Tatar Türklerinin bayraklarında Baykuş ve Ejderha vardır. Ejderha aynı zamanda Yılan'dır.


Kalevala, 19. yüzyıl epik şiir eseridir ve Elias Lönnrot tarafından derlenmiştir. Fin sözlü folklor ve mitolojisini anlatır. Elias Lönnrot Finlandiya'daki "TURKU" Kraliyet Akademisi'nde okumuştur. Ve KALEVALA şiirinde de "ATHI" ve "TYRYA (TURYA)" kelimeleri geçer.


Athi başlangıçtaki su'dur, Türklerdeki Akgöl'den (Süt gölü) gibi. Amerika yerlilerinde Samanyolu'na "Kurt Yolu" denir ki Samanyolu Hellenlerin efsanesinde Hera'nın sütüyle oluşmuştur. Süt gölünden (ak göl) alınan bir damla süt ile insanlara "ilk ruh"un verilmiş olduğu kabul edilmektedir. Süt, tıpkı Kımız gibi kutsaldır. Şamanlarla ilgili hikâyelerde, Şamanın hasta olanları pişirilmiş süt ile tedavi ettiği geçmektedir. Ayrıca cübbesinde Erlik-Han'ın dünyasından Yılanlar tasvir edilir. Saka/İskit Türkleri Atların Bereketi bayramında Kımız içer. Kımız dolu çanağa kan damlatarak da Ant içer... Tıpkı Lidyalılar'ın Medler'le barış antlaşması yapması gibi....


Bilgamış'ın yaptıkları sonraki dönem mitlerde Herkül'e geçer....
Herkül Köroğlu ile aynı kişidir....Köroğlu'nun oğlu da bir Kurttan Süt içer....Apollo gibi Köroğlu da Işık aktaran delikanlıdır....ve Herkül Sakaların Atasıdır.


Herkül (Erkül) de Hera'dan süt içer. Herkül Yılanları boğar ama aynı zamanda Gelon'un da babasıdır. Gelon-Jelon-İlan-Yılan bir İskit boyu, yani Kayı boyumuz. Jül sezar Gay derken Kayı'dan bahseder. Sezar Etrüsk kökenlidir. Etrüsk kül kaplarında, Makedon ve İskit paralarının üzerinde IYI damgaları görülür. Ayrıca Etrüsk heykel sanatının aynısını Kassitilerde de gördüm, aynı yüz, aynı biçim, sanki kopyası....(link)


"Si(Kay) kabilesinin tamgası yılandır, kay yılan demektir... Don Kıpçakların Ejderha - Kimak Uran-Kay halkından inme olduğunu... Şarukan, büyük Ruh veya totem olarak ejderha anlamındaydı" der Ahincanov. Fergusson da Yılan kültünün  ve Demirciliğin Turani olduğunu yazmıştır. Yılan aynı zamanda Demir'i işleyenlerin sembolüdür denilir. Etrüskler'de İtalya'ya gittiğinde Demirci Millet olarak tanınmıştır. Ve aynı zamanda da Yılan şifacılarında sembolüdür. Anadolulu Apollo da Pythia adlı ejderi yener ve bilgeliğin, kehanetin tanrısı olur. Halbuki bu ejder-kral/tanrı/kahraman savaşını Sumer ve Hattilerden etkilenmiş Hititlerde de görürüz. Gök Tanrısı Telipinu'nun İlluyanka Ejderi ile savaşı efsanesi Hatti kökenlidir. Mevsimlerin dönüşümüdür, tıpkı Hades'in kaçırdığı Persophene'nin annesi Demeter ile buluşması gibi. Tatarların bugün kutladığı Sabantui Bayramı. (Sabazios)


Prometheus işte o ejderdir, yani Türk kültüründeki Evren'dir. Adı gibi geleceği gören yani Zamanın efendisidir ama Apolloya geçmiştir ve kehanet tapınaklarının baş tanrısı ilan edilir. Burada Hellenlerin doğulu bir tanrıya doğulu bir tanrıyı öldürtmesi görülür. (Hellenler yazıya MÖ.8.yy'da geçmiş olsa da yazının yerleşmesi MÖ.6.yüzyılı bulur.) Ve tıpkı Prometheus'un ışık olması gibi Apollo'da bir ışıktır, Güneştir sonradan Helios olur. Abdülkadir İnan "Oracle" kelimesini güneş dil teorisine göre Türkçe olduğunu öne sürer, " kökü Irk'tır - Türk mitolojisinde kain, filozof ve hakimin adı olarak geçer Irkıl Ata - Yakutlar'da An Argıl'dır - Buryatlar'da Irgıl Böge" der. Ki Kehanet Anadolu'dan Hellenlere geçmiştir. Kam olan Hyperboranlı Abaris bir Apollo rahibidir, oku ve atıyla gezer. Abaris Avar Türkleridir. Hyperboranlılar ise İskit boyudur.


"Athena Yunanca açıklanamamıştır" der Eliade ile Erat, tıpkı Apollo ve Artemis'in açıklanamaması gibi. TH sesi Türkçe'de yoktur. Athena Asena da olabilir Athi'de olabilir. Babası Zeus'tan doğar, niye? Çünkü üretilmiştir tıpkı Dionysos'un Zeus'tan doğması gibi. Hellen halkının benimsemesi önemlidir, tıpkı Romalıların Etrüsklerden çaldığı dişikurt efsanesi gibi..


Ki Zeus Frig tanrısı olarak geçen Sabazios'tan doğmadır, Güneydoğu Anadolu'da Suvar-Subar-Sibir olarak ta anılan Saban bir İskit boyudur, gökyüzünde gezen atlı bir göçebe olarak tasvir edilir. Sibirya'nın isim babasıdır. Suvar-Subar Kimmer-Hun-Bulgar-Çuvaşların da atasıdır.


Burada Gordion (İngilizcede Gordium diye geçer) adının da Kördüğüm'den geldiğini iddia ediyorum. Friglerin kralı Midas'ın da Muşkili Mişka - Kaşkalardan olabileceği söylenir. Kaşkalar ise bir İskit boyudur. Hitit kayıtlarındaki Xalub tur, yani meşhur Excalibur'un türediği kelime. Arthur ise Artahır olarak geçer Alanlar'da, ozandır hikayecidir. Ki Atilla'nın da kılıcı sayılır çünkü İskitler ile Hunlar akrabadır ve Atilla'nın hükümdarlığı altında yaşarlar. EK olarak İskender bu kördüğümü kesip doğuya vardığında İskit kralının kardeşi ile karşılaşır, ona da Cartharsis demişler, halbuki bu kardeşi kelimesinin kendisidir. İskit kralı İskendere şöyle der: Buraya dost olarak geldiyseniz misafirimsin, ama düşman olarak geldiysen, bilki biz seninle Tuna'da hemhududuz." Bu da demek oluyor ki, Doğu İskitleri ile Batı İskitleri birdir, akrabadır. Doğu ve Batı İskitlerin kültürü de birdir. Yani İskender ile Hellen kültürü henüz Doğu'ya ulaşmamıştır!


Kybele'nin oğlu olan ya da himayesi altında olan Dionysos'ta farklı değildir, öz be öz Anadoluludur. Bacchus - Bağcı'dır derler ve asmanın yanında ağacın kovuğundan doğmuştur, ağaçların da tanrısıdır derler. Tıpkı Kıpçak kelimesinin Ağaç kovuğu olması veya Uygurların ağaçtan doğma efsanesi gibi. Friglerdeki Anatanrıça olan Kybele / Kubaba / Matar ne denirse densin, bir heykelinde elinde kupa ve kuş vardır, tıpkı bizim Taşbabalarımızda olduğu gibi....


Ayrıca;
Erikhthonios'un oğlu Pandion I Atina'nın 5.kralı ve efsanevi kurucusudur (! 5.kraldan sonra olması ilginç değil mi?, MÖ.1437-1397'ye yerleştiriliyor). Onun zamanında Atinalıların Demeter ve Dionysos ile tanıştırıldığı söyleniyor. Babası tarafından Tanrı Hephaestus'un torunu (Hephaestus Pelasglı değil miydi? Pelasg-Türk). Ve bu çağda üzüm bağı İkarios tarafından Hellenlere tanıtılıyor. Ondan öncesi yok! Demeter Mezopotamya'daki Nisaba'dir bilgelik ve öğretme tanrıçası olması dışında toprak tanrıçası olarak tahıl ve hasat ile de ilişkilidir. Kızkardeşi Ninsun'da Bilgimış'ın (Gılgamış) annesidir. Yani Demeter=Nisaba. ya da Bilgelik tanrıçası Athena=Nisaba gibi...


Demeter: Çiftçilerin, ekmeğin Tanrıçasıdır İlk ve Son Bahar'da, (aslında Ekinoks'ta görünüp kaybolan) Bereketin, açlığın-tokluğun (Meşe ağacı ile kendini yiyen Erysikhthon mitolojisi) simgesidir. Gizemli [mysteria (ölüler diyarı ile iletişime geçen Şaman/Kam gibi )] Eleusisli Triptolemos'a Ejder arabasını (Prometheus, Ejder, Evren), dünyaya tarımı öğretmesi için verip gönderen tanrıçadır... Posedion'dan olma Ölümsüz At Arion'un da annesi .... "Cadı" olarak tanımlanan (kadın şaman/kam) Hekate/Ekate'yi de kölesi olarak yanına alan tanrıçadır. Ki Hekate ondan daha eskidir, MÖ.3binlere kadar iner ve de öz be öz Anadoluludur. Elinde meşalesi ile Kurt, köpek veya kısrak olarak ta tasvir edilir. Tıpkı kuzeni Artemis gibi gezegeni Ay'dır ve Hekate'nin teyzesi Leto'dur. Daha çok Karia'da tapınım görmüştür. Ayrıca Hekate İskitlerde Papaios'un eşi olan ve Büyük Bacı anlamına gelen Api'si ve Umay Ana ile benzerlik gösterir. Hekate ruhları öte dünyaya taşır. Api'nin bacakları iki yılan gibi yanlara açılırken Hekate'den türeyen Etrüsk Scylla'ların da bacakları iki yana açılan yılan şeklindedir. Herkül'de bacakları yılan olan biriyle evlenmiştir.


Elam demişken o coğrafya'ya gidelim:
İskender Lahti diye adlandırılan Lahitin sidon kralı Abdalonymos'a ait olduğu bilinir. Akhunların Eftalit haricinde diğer bir adı da Abdaly'dir. Türk kültüründe görülen Abdallar da diğer bir kanıttır. Ve lahitin üzerindekiler Pers savaşçıları değil İskit savaşçılarıdır, pantalon ve başlık en belirgin özelliktir. Asur kralı Aşurbanipale yenilen Elam kralının adı da Te'umman'dır. Yani Mete'nin babası Teoman ile aynı adı taşır. Ya Elam Kralı Atalumman'a ne demeli? sonuçta ATA Türkçe kökenli değil miydi? Bir de Urtaki var adı bilinmiyor, lakabı denmiş, Urtaki Ortak kelimesini çağrıştırır ki kralın ortağı veya amcasıdır. Bu kadar veri bir tesadüf olamaz....

(Kıpçak - Hun - İskit - Kimmer - Elam)


Gelelim Artemis ile Apollo ve tabi ki anneleri Leto'ya

Artemis'in asıl adı ERTEMİ'dir, Ay tanrıçasıdır. Apollo'nun lakabı Kurt'tur, "Apollo Lykeios" . Anneleri Leto ise (az bilinir) Kurtların Tanrıçası'dır ve Lykia-Lukia (Likya) ile Karia bölgesi en çok tapınım gördüğü yerlerdir. Karialılar ile Lelegler Pelasglarla akraba değil miydi? Pelasglarda Kurt yok muydu? Leto Aeneas'a yardımcı olmuş ve Truvalıların yanında yer almıştır.





LETO kimdir?
Leto (Latona) ; Kurtların Tanrıçası, bir Dişikurt
Babası Coesus (Kaios-Kaos) (Güneş, Gökyüzü, Zeka, Atmosfer) 
Annesi Phoebe (Phoibe) (Dolunay, bilgelik) ki onlarda Uranüs (Gökyüzü) ve Gaia (Yer) in çocuklarıdır. (Diğer kızları Asterie'dır (Asteria- öngörü, yıldızları okuyan, kehanet, Hekate'nin annesi)
Leto Apollo'yu doğururken bir kurda dönüşür, der Aelian(10.26)
Leto Hera'nın gazabından kaçarken Hyperboreanlı Kurtlar ona yol gösterir, ya da Kurtlar ülkesini arıyordur. Leto'nun Hyperboreanlı olduğunu söyleyenler de vardır. Hyperboreanlı Abaris - Apollo ; Hyperboreanlı Leto ; Hyperboreanlılar = İskitler



Peki Karia? Herodot, Karialıların, efsane kral Atys'in oğullarından biri olduğunu, Lydus/Lydia ve Mysus/Mysia 'nın kardeşi Car/Kar'dan geldiğini yazar. Lelegler ile Karialılar akraba olarak gösterilir. Hatta Karialıların eski adı Leleglerdir, Leleglere de Pelasglar denildiğini Herodot ve Homer de rastlarız. Lelegler ve Karialılar dışında Traklar ve Friglerde Truvalıların yanında savaşmıştır. Bugünkü Yunanistan dan koloniler geldiğinde "Lelegler ile Karialıları" kovduk der. Lydialılar ile Medler yıllar süren bir savaştan sonrasında da Kan Andı içerler, Hellenlerde Kan Andı yoktur.
Miletos bir Karia şehirdir, adı da Hitit kaynaklarında da geçen Millawanda'dır ve MÖ.3500'lere dek geriye gider, ki o dönemde henüz Hitit yoktur! Hatti vardır.




The Metamorphoses of Antoninus Liberalis: A Translation with Commentary, Antoninus (Liberalis- AD 100-300)


Miletus, Apollo ile Minos'un kızı Akakallis'in oğludur. 
Akakallis babasının gazabından korumak için oğlunu ormanda saklar, Apollo'da DİŞİKURT'a onu beslemesi için emir verir. Miletus kurtlar tarafından büyütülür başka yerde bir çobanın onu bulduğunu ve evine getirip büyüttüğü yazar, tıpkı Truvalı Paris'in kaderindeki çobanlık gibi....
Bir de abisi vardır Kydon...O da küçükken Girit'e getirilmiştir, ve her nasılsa onun da hayvanlar tarafından büyütüldüğü söylenir ve adına para basılır, bir kurt emzirir.... 
Acaba Miletus'un ikizi midir ? Bilemem...Ama...
Miletus yetişkin olduğunda Girit'i terk ederek Caria/Karia'ya gelir. 
Milet şehrini kurar, Menderes Nehrinin kızı Kyane ile evlenir ve ikizleri olur ! Kızı Byblis ve oğlu Kaunos (Dalyan). (Başka anlatımlarda ise , Miletus, Karia kralı Eurytus'un kızı Eidothea ; veya Celaenus'un kızı Tragasia ile evlenir ve ikizleri olur)
Girit'te Dişi Kurt....
Miletus'un Dişi Kurt tarafından büyütülmesi...
Miletus'un İkizleri... 
Bana hep Leto'nun ikizleri ile Remus-Romulus ikizlerini hatırlatır.
Bu yüzden Leto'nun bir dişikurt olduğuna inanırım.


Virgil'e göre, Teucer ve halkı büyük kıtlık nedeniyle Girit'ten ayrılır ve Scamander Nehri yakınlarına yerleşirler. "Girit'ten gelen atamız Teucer "...der Virgil Aeneid'ta... Teucer, Truva'nın Atasıdır...onlarda ise At Kutsaldır ve Ektor bir at terbiyecisidir, kurban verirler Skamander (Saka) nehrinin tanrısına....


"Lykia'lıların bu adı almalarının nedeni, tanrıları Apollo Lykeios'a bir kurt (lykos) olarak tapınılmasıydı. Apollo tanrı doğmadan önce anası Leto'nun bir kurta dönüştüğü ya da kurtların onu Apollo'nun doğacağı yere götürdüğü söylenir. Gerçekte Lykia'lılar kendilerine Trmmli diyorlardı; bu ad Yunanca'da ünlüleşerek Termiller biçimini almıştır... İÖ. dördüncü yüzyıla gelinceye değin, Girit'in kimi yörelerinde hala Yunanca olmayan bir dil konuşulmaktaydı"... George Thomson; Tarih Öncesi Ege


"Ellin öncesi bin yıllarda Sümer-Hatti-Girit üçgeninde etkin durumda olan toplumların dili bizim dilimiz gibi eklemeli yapıya sahipti!"... Prof. Dr. Saleh SULTANSOY


Dişi-Kurt efsanesi Etrüsklere aittir, bu kesindir. Etrüsk otağ tipi tümüslerinde Kurt donuna bürünmüş savaşçı freski olmasına rağmen, henüz dişikurt anlatımı bulunamamıştır, çocuk var mıdır, bir midir, iki midir, bilinmiyor.. Yine de MÖ.5.yy'dan kalma bir Etrüsk mezar taşında dişi bir kurt tek bir çocuğu emzirirken görünür. Etrüskler'den "Tarkan" Hanedanlığı Roma'yı MÖ.509 'a kadar yönetmiştir. Roma'yı Romalıların kurduğunu "kanıtlamak" için MÖ.3.yy'da Romulus ve Remus efsanesini yazarlar, bu Agustus döneminde de sürekli anlatılır, sırf Roma'yı kuranların Etrüskler olduğunu "Romalılara" unutturmak için.... Aslında Romalılar Etrüsklere çok şey borçludur!
Tyrrheni, Turhenian olarakta geçen Etrüskler Truva'nın düşmesiyle İtalya'ya göçer (MÖ.11.yy). Liderlerinden birinin adı RASENNA'dır. Asenna - Aşina (Çin kaynaklarında) Göktürk hanedanı değil miydi? Lydialıların ilk Hanedanı ATYAD'tır. Kral Atys TURSEN, TURSENOS'un oğludur. Ve kıtlık döneminde Etrüsk ülkesine göçer. Tarkan- Tarkandemos- Tarhan- Tarquin hem Türklerde hem Hattilerde, hem de Etrüsklerde görülüyor. Tur ve Tar, Türk'ün kök kelimesi değil miydi?


Yani demek istediğim:

Dişi Kurt, Kurt Savaşçılar ve Kurttan türeme Türklere özgüdür. Hakkari balballarında da bulunan teke sembolü Göktürklerin Aşina boyunun sembolüdür. MÖ.9.yüzyılan itibaren kullanıldığının kanıtıdır. Elamlarda bulunan Teumman ile Asya Hunların Teoman'ı nasıl akraba ise... 
Leto'nun oğlu Apollo'nun oğlu Miletos'un kurt tarafından beslenmesi gibi....Remus ve Romulus besleniyorsa...
Hyperboreanlı Abaris'ten Avar Türklerine ulaşıyorsak,
Pelasglardan- Etrüsklere - Hyperboreanlı (İskit) Leto'dan 
Doğu'da Batı'ya bir Avrasya coğrafyasında Saka/İskit Türklerinden bahsedebiliyorsak,
RAsenna, Asena, Athena, Aşina'ya da ulaşırız.


Belki konudan konuya atladım ama hepsi birbiriyle bağlantılı. Anlamak için geniş bir açıdan bakmak ve hepsini bilmek gerek. Benim bile aklım karışıyor. Atladığım da olmuştur, okuduklarımı aklımda tutmak isterdim ama olmuyor işte. Yanlış yoldaysam da bilmek isterim, fikir fikiri çağrıştırır.



Truvalı Kahraman Ektor ile Lukiyalı (Lukka-Likya=Kurtların ülkesi) Kahraman Sarpedon'a, Kurtuluş Savaşı'ndaki Kahramanlardan Bugünün Kahramanlarına Selam Olsun.
Sevgiyle kalın,
SB.




Konya - Lycaonia




Kazakistan


EK: 
* Tuğ olarak Kurt Başı'nın sadece Türkler, Türklerle akrabalığı olan veya yoğun bir şeklide Türk kültürü altında kalan halklar kullanmıştır. Tıpkı Strabon'un söylediği gibi :"Dacialılar kurt'a tapar ve sancakları kurt başıdır." Dacialılar'dan da Keltlere geçmiştir, onlarda bazı boylarına Kurt demiştir. Dacialılar Traklardandır, Getae'da denir. Tomris'in Massagetae'sından kopmadır. Çünkü Tomris Romanya'daki Tomi şehrini kuran Ece dir.

* Göbeklitepe'deki hayvan betimlemesini Tilki olarak adlandırıyorlar, bence o bir Kurt.

* Konya'nın da içinde olduğu bölgenin eski adlarından biri de Lycaonia'dır (Kurtların ülkesi) sonradan İconium'a dönüşmüştür. Diğer adı için Azerbaycan'dan Elşad Alili der ki: "Kapadokya - Khita-Khatai"/Demircilerin ülkesi. "Touran the Khatai" diye geçer kaynaklarda yani "Turan Khatai" . "Asur, Mısır yıllıklarında bu ülkenin ismi KHİTA, KHATA gibi geçer. HATTİ şeklini de hatırlayın. Anlamı da "demir" veya "demirciler ülkesi". En eski Ermeni yazılarında İ.S. (5-6 yy.) Kappadokya'nın ismi GMAİR-K, yani KİMMERLER gibi geçer."

Demirciliğin Türk olması bir yana, Tarkan-Büyücü/Kam-Yılan; ilişkisi iyi araştırılmalı.




ÜZERİNDE DİŞİ KURT VE RUNİK YAZISI OLAN ALTIN MADALYON
Bulunduğu yer ; Undley, Lakenheath / İNGİLTERE - MS. 5.yy
İSKANDİNAVYA'DA YAPILDIĞI VE İNGİLTERE'YE GETİRİLDİĞİ VARSAYILIYOR.
Keşiş Bede'nin MS.731 yılında yazdığına göre, Anglo-Saxon'lar MS.449 yılında bugünkü İngiltere adasına gelir. 
MS.450-1066 Anglo-Saxon Dönemi; 3 grup var:
Jütler - bugünkü Danimarka'dan
Saksonlar - bugünkü Hollanda'dan
Anglolar - bugünkü kuzey Almanya'dan








Aelian The Metamorphoses of Antoninus Liberalis: (Leto'nun dişikurda dönüşmesi)
Bora - Hyperborean (Tarkan-Demir)




Girit MÖ. 1450-1300

Girit  - Arthur J.EVANS


Asur MÖ.13.yy köpek diyorlar ama kurt olabilir,
Ayrıca tekelerin de burada olması düşündürücüdür.






EK:
Trojans. Troy. 

The famous city of Ilion, or Troia, is recognised at Hissarlik (“ the little fortress ”) on a western spur of Mt. Ida, by the sacred Skamander river, some 3 miles from the shores of the Aigēan Sea. This was known as Novum Ilium to the Romans, and identified with Troy by Maclaren in 1822 (see Schliemann, Ilios, 1880, p. 19 : and Dr C. Schuchhardt, Schliemann’s Excavations, 1891). The legend related that Ilos was guided by “ a cow of many colors ” to this hill of the Phrygian godess Atē, and
that Zeus threw down from heaven the Palladium—or image of Pallas Athēnē—which fell before the entrance of his tent and fixed the site of his town. Sir G. Cox regards this stone as a lingam.
Homer (Iliad, v, 215) calls Ilion a city of Merop men, apparently “ dispersed ” fugitives. The Trojans were of Thrakian origin (see Trakia) and like other Mysians and Phrygians had migrated from the Danube. Roman writers distinguish two races—the Teucri, and the Phrygians—in Troy, both however apparently Aryans.

[The discoveries of Schliemann represent at least seven consecutive cities on this site, the oldest being 50 feet from the surface. In the first city were found axe heads of diorite and jade : in the second the skeleton of a girl standing erect : she was round headed with prognathous jaws, and must have belonged to quite a different race to that represented by a skull of the third city—probably a Turanian race followed by Aryans. 

The third or “ burnt ” city, supposed to be that of Homeric poems, contained evidence of wide trading relations represented by Egyptian porcelain and glass : hæmatite sling bullets as in Assyria : ivory, gold, silver, copper, with weights, and short early inscriptions in the “ Asianic syllabary ” script.

No less than 9000 gold objects were found, including goblets, diadems, bracelets, earrings, etc. The skulls of this period are long headed. In the fourth city inscribed texts occur. In the 5th, an axe head is of white jade, such as is now not known except in Central Asia. In the 6th city the so-called “ Lydian ” pottery resembles that of Etruria. The 7th city is Novum Ilium dating not earlier than 400 B.C.—ED.]

Faits of man a cyclopaedia of Religions Vol 3/3 by J.G.R.Forlong, 1906,




Lycaon

In the mythology of ancient Greece Lycaon was the legendary first king of Arcadia. He offended the god Zeus by serving him human flesh and was turned into a wolf as a punishment.

Lycaon's father was Pelasgus, the mythical ancestor of the Pelasgians, the earliest inhabitants of Greece. His mother is given various names, but she is always associated with springs or the ocean. Lycaon was thus a child of earth and water. He ounded Lycocoura, the "first city the sun shone on". The games celebrated on Mount Lycaon were sometimes said to be the oldest festivals of their kind held in Greece. Lycaon's birthplace, Arcadia, the landlocked mountainous area in the center of the Peloponnese, was also the native land of the chief god Zeus himself. The arcadians and their predecessors the Pelasgians were believed to have existed before the moon and to have lived off acorns before the development of agriculture. In the archaic and classical period they remained, from the Greek point of view, somewhat primitive - herdsmen more often than agriculturalists, living in scattered settlements that were not as dignified as a poleis, the Greek name for a civilized city-state. Instead of proper shield, the Arcadian warriors carried the skins of bears and wolves.

Gods,Goddesses and Mythology vol.6




Orjinalinde Tanrı diye geçiyor ama o bariz bir şekilde DİŞİKURT
ETRÜSK MÖ.6 yüzyıl
This is a Female Wolf , not God but Goddess or SHE-WOLF
ETRUSCAN 6th c BC














Gideceği yeri bilen NOT:
Zaten ne geliyorsa siz akademisyenler beraber çalışamadığınız için oluyor. Biriniz klasik arkeoloji çalışırken, diğeriniz Orta Asya Türklerini çalışıyor, birbirlerinden habersiz. Biz birleştiriyoruz siz burun kıvırıyorsunuz. Türk tarihini, mitolojisini araştırmak için Mezopotamya, Hellen, Etrüsk ve Roma tarihini, mitolojisini  bilmek zorundasınız. Benim okuduklarımı okumak zorundasınız.Evet herkes Türk değil, ama Türkün gitmediği yer yok. Adı İskit, Avar, Oğuz ne olursa olsun hepsi Türk, kültürüyle, Türk diliyle diğerlerini etkilemiş büyük bir aile. Paylaşımlarım bilimsel değil diyerek kestirip atamazsınız, çünkü hepsi kaynaklıdır. İzlediğim yolu takip edip, sonra da bu "akademisyenler" kendi bulmuş gibi yayın yaparsa da, onları  Gorgon Medusa  çarpsın. Tesadüfe bak, o da Türk çıktı.  GORGO-KORKU-AMAZON




Hakikat şimşeği, fikirlerin çarpışmasından doğar. 
Namık Kemâl 





24 Haziran 2016 Cuma

Truva - Altay









Truva'dan bir kupa (Rusya'da)
Altaylar'da 6.-8.yy Türk kurganlarından çıkan buluntular ve kemer tokasında Göktürk alfabesiyle yazılmış bir metin.

Left from Troy know in Russia museums. 
Right from Turkish Burial in Altai, 6th-8th c AD with a belt with Orkhon (Turkish) inscription.









Turkish inscriptions


kaynak kitap:
С.В. Киселёв Древняя история Южной Сибири. 







Turkish Culture : 
Taşbaba; with oath cup in his hand (represents the Leader)
Balbal; are many, no cup (represents the enemy)
























Nysa ve Dionysos





Antik Karia bölgesinin önemli bir kenti olan Nysa (Sultanhisar) Aydın'ın doğusunda bulunan ve Eski Çağ'da Messogis olarak adlandırılan bügünkü Aydın dağlarının güneye bakan yamacında, kışın su taşmalarına neden olan, buna karşın yazın kuruyan Tekkecikdere adlı bir akarsuyun çevresinde çok dik bir boğazın oluşturduğu alanın her iki yanında kurulmuş olan eski bir yerleşimdir.

Kentin kuruluşu ile ilgili farklı bilgiler bulunmaktadır ; Augustus devrinin ünlü gezgin ve coğrafyacısı Amasya'lı Strabon (MÖ. 64-MS. 21) ile tarihçi Stephanus'un (MS. 6.yüzyıl) anlattıklarından öğreniyoruz. 

Nysa adı özellikle Helenistik devir krallık ailesi kadınları arasında oldukça sık rastlanan bir addır. Stephanus, Ethnica adlı eserinde Eski Çağ'da Nysa adını taşıyan on kentten Karia bölgesindekinin, Suriye kralı Seleukos'un oğlu I.Antiochos Soter (M.Ö. 324-261) tarafından eşi adına kurulduğunu belirtir. 

Strabon'a göre, Nysa Poleponnes'teki (Yunanistanın güneyindeki yarım ada=Mora yarımadası) Sparta'dan gelen Athymbros, Athymbrados ve Hydrelos adlı üç kardeş tarafından kurulan üç ayrı küçük yerleşmenin sonradan büyük bir kent halinde birleşmesi ile olmuştur ve Athymbros da bu yeni kentin kurucusu olarak anılmıştır. Bu nedenle antik kent başlangıçta Athymbra olarak adlandırılmış ve zaman zaman da Antiocheia olarak tanınmıştır. 

Kentin adının MÖ. 2.yüzyılın başlarında Nysa olduğu bilinmektedir ve tarihi de MÖ.6.yy'a kadar geri gidebilmektedir, lakin şimdilik fazla bir bilgimiz yoktur. Bununla birlikte, Seleukosların Anadolu'da kurdukları askeri koloniler halindeki kentlerin yanında, küçük yerleşmelerin birleşme (synoikismos) yoluyla tek bir sivil kent halinde oluşturdukları kent kurma politikasına uygun bir şekilde kurulmuş olan Nysa'nın Kral III.Antiochos (MÖ.223-187) tarafından ele geçirildikten sonra sığınma (asyl) hakkı istenilen bir kent olma ayrıcalığını elde ettiği bilinmektedir.

Nysa, Romalıların yönetimi altında sikke bastırmıştır ve antik kentte basılan Cistophorus türü sikkeler MÖ.133-111 yılları arasında tarihlenmektedir. Birinci Mithridates savaşı sırasında Nysa'lı Chairemon adlı varlıklı bir kişi Romalıları desteklemiş ve bunun üzerine Mithridates tarafından öldürülmüştür. 

Chairemon'un akrabalarından Pythodoros (Pythodoros of Tralles diye de geçiyor) , Pompeius (Gnaeus Pompeius Magnus; Pompey the Great) ile Gaius Julius Caesar'la yakın dostluğu vardı. 

Pythodoros , Marcus Antonius'un (Mark Antony ) kızlarından Antonia (doğumu Roma MÖ.47- ölümü İzmir) ile evlendi. Mark Antony, kızını 20 yaş büyük olan Pythodoros ile evlendirmesindeki sebep, Parthia istilasında müttefik olmak istemeseydi ve o dönemde Antony Cleopatra ile Mısır'daydı...

Bu Doğu ittifakından dolayı Roma Senatosu korkuya kapıldı, Octavian (Augustus) savaş ilan etti. MÖ.31 de Cleopatra ile Antony'i yenerek Roma İmparatorluğunu kurdu ve ilk imparator oldu.

Antonia'nın kızı Pythodoris (İzmir doğumlu, Pythodorida ; Pythodoris I ;Pantos Pythodorida) ise önce Pontus sonrada Kapodokya kraliçesi olmuştur. Strabon, Pythodoris'i iyi bir yönetici olarak tanımlar. 

Kentin gelişmesi özellikle Roma İmparatorluk çağı içerisinde, Strabon'un ölümünden sonraki dönemdedir. Milattan sonraki ilk 300 yılda, yani Roma İmparatorluk çağı içerisinde Nysa'da neler olduğu konusunda çok fazla bir bilgimiz bulunmamakla birlikte bazı yazıtlarda İmparator Vespasian, Hadrian, Pius, Marcus Aurelius ve Commodus'un adlarının yanısıra İmparator Gallienus'un küçük oğlunun adına da rastlanmıştır. 

Kent 12. yüzyılda Selçukluların yönetimi altına geçmiş, ancak kısa bir süre sonra yine Bizanslıların hakimiyeti altına girmiştir. Nysa'nın 1402 yılında Timurleng tarafından istila edilmesinden sonra yavaş yavaş önemini kaybetmiştir. Kentte bugün görülen kalıntıların büyük çoğunluğu Roma ve Bizans çağlarına aittir. Nysa harabelerinin güneyinde yer alan bugünkü modern Sultanhisar ilçesi ise MS.14. ve 15. yüzyılda kurulmuş ve gelişmiştir. 

İki kenti birleştiren bir köprü, bir stadyum, akar suların içinden geçtiği gizli bir yer altı geçidi, Tiyatrosu, Gymnasion’u ve Agora’sı günümüze kadar ayakta kalmış önemli bölümlerindendir. 

MÖ 1. Yüzyılda yapıldığı düşünülen 12 bin kişilik antik tiyatrosu ve sahne yapısında çok iyi korunmuş durumda olan şarap tanrısı Dionysos (Bacchus) kabartmaları vardır. Tiyatrosunun 38 m uzunluğundaki sahne binasına ait 6 adet, podyumuna ait 26 adet friz bloğu, Aydın Arkeoloji Müzesine taşınmıştır.

Efes Celsus kitaplığını da restore eden V.M.Strocka, 2002-2008 arası Nysa kütüphanesi kazılarında bulunmuştur.

Her ne kadar Nysa kütüphanesi MS 2.yüzyıl İmparator Hadrianus döneminde yapılmış olsa da, Amasyalı Strabon'un eğitim almak için bu şehre gelmiş olması, şehrin antik çağda bir eğitim ve bilim merkezi olduğunu gösterir. 

Rodos ve Nysa da okul/eğitim başkanı olan hocası Aristodemus'tan dilbilgisi ve hitabet dersleri aldı. Aristodemus aynı zamanda filozof, stoacı, astronom, coğrafyacı ve siyasetçi olan Posidonius'un torunuydu. Strabon'un kitabını yazmasına etken olduğu söylenir.


SB.

kaynaklar: 
link1  -  link2  -  link3
ve Prof.Dr. Vedat İDİL - "Nysa ve Akharaka (Nysa and Acharaca)" adlı eseri



EK:

* Türkçedeki Nisa ismi Arapça'dan gelir "Kadınlar" demektir. 
* Dionysos'un şarap sanatını buradaki su perilerinden (Nymph) öğrendiği söylenir.
* "Dionysos ya da Bakkhos en çok şarap tanrısı olarak tanınır, fakat o genellikle bir ağaç tanrısıydı da. Örneğin, bütün Yunanlıların "ağacın Dionysos"una kurbanlar verdiği söyleniyor. Boeotia'da onun unvanlarından biri "ağacın içindeki Dionysos" idi. " - Altın Dal - James Frazer (syf 311)



Bağlantı kuralım:
Ağaç Kovuğu - Kıpçaklar / Ağaçtan doğma - Uygurlar
Dionysos - Sabazios "Atıyla gezen Göçebe Tanrı" Saban bir İskit boyu
Bakkhos - Bacchus - Bacc - Bağ - Bağcı

SB.





Tiyatro podyumundaki frizlerden Bebek Dionysos (MÖ.1.yy)
Baby Dionysos (Bacchus) - 1st c BC 
from the Theater of Nysa (12.000)- Sultanhisar / Aydın.



The stage of the theater is 38 m long.
6 pieces of the stage and 26 pieces of the podium frieze blocks are in Aydın Archaeological Museum.

V.M.Strocka who restored Ephesus Library Celsus, was in Nysa between 2002-2008 during the excavations of the library, which was built in 2nd c AD, emperor Hadrian period.

Nysa was an educational and scientific center in ancient times,
even Strabo (born in Amasya) came to Nysa for education.

Bacchus - Bacc - Bağ - Bağcı is Turkish (vigneron, winemaker)
Dionysos is also to be called in Anatolia as Sabazios, a Scythian tribe is called Saban, means in Turkish plow. Sabazios has been described as "Nomadic Horsemen God".

Dionysos or Bacchus (Bakkhos) was recognized most as god of wine, but he was also the god of tree "Dionysos in the tree" was his other name.

Born from tree is a Turkish legend. Some Turkish tribes like Kipchak Turks have it in their tribe name, Kipchak (Kıpçak-Gıpçak; known for Europeans as Cumans or Polovts, and in Egypt as Mamluks) means "tree cavity". Uyghurs are also born from a tree in legends.

SB














Teke ve Hayat Ağacı





Eğriboz'dan - MÖ.740-740




Barry B.Powell'a göre Hellenler alfabeyi ilk kez burada kullanmışlardır. İonların da burada yaşadığı biliniyor, hatta Homer'in bir süre burada kaldığı da. Pelasglar İonların (İyonların) atası olması bir yana Etrüsklerin de atasıdır. Pelasglar hiçbir şekilde Hellen olarak kabul edilmemiştir. Pelasgların Türkçe konuştuğunu birçok akademisyen dile getirir. Dolayısıyla Etrüsklerin konuştuğu dilde, söylendiği gibi, Türkçedir. İonlara gelirsek, maalesef Truva'nın düşüşüyle Hellen kolonileri, Ege'ye göçmüş ve yerli halk ile karışmıştır. Bu da İonların zamanla asimile olmasını sağlamıştır. Yine de Ege halkı yer yer kendi dilini ve kültürünü korumuştur ve MÖ.4.yüzyılda İskender'in buyruğu ile Hellence (Grekçe) konuşmaya mecbur bırakılmıştır. Bu da değişimi hızlandırmıştır.


Bu teke/keçileri Hellenler ve Romalılar dışında her yerde görmekteyiz. En gencinden başlayalım:

- Selçuklular 13.yy
- Antandros, Anadolu MÖ.400
- İskit, Kelermes, Krasnodar MÖ.7.-6.yy
- Etrüsk, İtalya MÖ.725-700
- Türk Mezar taşı, İran, MÖ.7.-6.yy
- Frig, Anadolu MÖ.7.yy
- Urartu, Anadolu MÖ.1000-900
- Hitit (asıl adı Nesili'dir ve Hattilerin etkisinde kalmıştır), Karatepe Anadolu, MÖ.800
- Sumer Nippur-Mezopotamya, MÖ.2500-2100
- Sumer, Mezopotamya, MÖ.2600-2400
- Sumer, Mezopotamya, MÖ.3000-2500
- Pers Öncesi: Shahr-e Sukhteh, İran, MÖ.3000
- Aktepe, Türkmenistan, MÖ.6000-3000

ve en yaşlısı
KÖRTİK TEPE, Diyarbakır-Anadolu, MÖ.10.000-9000

SB.





// Tyrrhen - Pelasg - Etrüsk - İon
// Anadolu - Türkmenistan - Mezopotamya
// Tekeler - Keçiler




Kendime Not: 
Batı Türkleri boy ve kabile adlarıyla anarken, sen niye Romalı ve Hellen diyerek bütünleştiriyorsun? Kabile kabile ansana...! 
;)












20 Haziran 2016 Pazartesi

Gobustan ve Kıpçaklar




Prof. Dr. Cengiz ALYILMAZ’ın beklenen eseri “Gobu”stan’ın Gizemi (“Kıpçaklar”a Giden Yol) yayınlandı.






Prof. Dr. Cengiz ALYILMAZ’ın “Ömür Kitabım” olarak nitelendirdiği eser esas itibarıyla bugün Azerbaycan Cumhuriyeti sınırları içinde kalan ve son derece önemli bir tarihî ve kültürel mekân olan Gobustan’ın adının nereden geldiğini, bu adın kökenini, yapısını, anlamını, Türkçeyle ve Türklerle / Kıpçaklarla ilgisini konu almaktadır.

704 sayfa tutarında, prestij eseri olarak basılan “Gobu"stan’ın Gizemi (“Kıpçaklar”a Giden Yol) Türk Dili’ne, Türk Tarihi’ne, Eski Türk Kültür ve Uygarlığına ışık tutacak son derece orijinal bilgileri, bulguları ve belgeleri (733 görseli / fotoğrafı, çizimi, tasarımı ve haritayı) ihtiva etmektedir. 

Uzun yılların alanda araştırma ve incelemelerine, bilgi ve birikimine dayanan bu eşsiz eserden dolayı Hocamız Prof. Dr. Cengiz ALYILMAZ’ı kutlar eserin ilgililerine yararlı olmasını dileriz.







Gobustan Milli Park 2007 yılında Dünya Miras Listesine girmiştir.
Paleolitik dönemden Orta Çağ dönemine kadar 6000'den fazla kaya resimleri.
20 antik yerleşim yeri ile Bronz Çağından kalma 40'tan fazla kurgan.




"691 sayfalık bu dev eseri anlatmaya kelimeler yetmiyor. Sadece kitabın ilk kısmını teşkil eden Gobu < Kobu < Kovı sözünün incelemesi tek başına bir kitap kadar ayrıntılı. Cengiz Alyılmaz gibiler herşeyi yapıyorlar, diğerlerine yapacak iş kalmıyor. Umarım yalelelci genç ve yaşlı kuşaktan en azından birkaç kişinin utanmasına da sebep olur bu eser. Gobustan bir Türk Tarihi'dir. Hocayı canugönülden kutluyor, böyle şaheserlerle dolu uzun ve mesut bir ömür diliyorum." Doç.Dr.Osman Karatay




Bakü'deki Gobustan Anıtı




Kıpçak deyince aklıma geldi ;
Prof.Dr.Cengiz Alyılmaz'ın kitabını henüz okumamış olsam da Kıpçak kelimesidir beni dürten ve Doç.Dr.Tahsin Parlak'ın sözleri : " Özellikle Kıpçakların damgaları artı şeklinde, artı işaretinin uç kısımları üç tane yonca şeklinde motif oluşturuyor, ve nerede bunları görsek Kıpçak motifleri diyoruz. Bu motifleri Hıristiyanlık'tan önce de görüyoruz." 

Demek ki önceki dönemlerde artının uçları henüz yoncalaşmamış "Dört Yön" işareti.


"Esası birbirini doksan derece açı oluşturarak kesen iki doğrunun oluşturduğu şekil ki bazı Kişiler onu haç şekli bazıları da sizin söylediğiniz gibi artı işareti olarak ifade ediyor. Bu şekil değişik türevleri ile birlikte eski Mısır dahil pek çok medeniyetde karşımıza çıkar İç Asya'nın Protokol-Türk sanatlarında da vardır. Kaya'lar ve heykeller üzerinde M.Ö. 3000'lerden beri görülür keza sonraki devirlerin Türklerinin sanatlarında da vardır. Hun ve Göktürkler'de de görülür Kıpçaklarda da başkalarında da .. Ben bu şekli yazılarımda makalelerimde "dört yön" işareti olarak veya "dört yön imgesi" olarak anıyorum. Çünkü bu şekil temel anlam olarak evrenin ve dünyanın dört ana yönünü ifade eder.ayrıca güneş simgesi olarak da kullanılmıştır. Evrene evrenin yöneticisi tanrılara ve hükümdara da işaret eder. Çeşitli sanat eserlerinde ve arkeolojik veya etnoğrafik eserlerde bu şekil haç olduğu zannedilerek "haç" olarak yorumlanır ama bu tamamiyle yanlıştır.Bu "dört yön" işaretidir." - Prof.Dr.Yaşar Çoruhlu'ya teşekkürlerimle




Latmos Kaya Resimleri

















Alyılmaz'ın kitabının içeriği








One of the official names of the Mamluk Sultanate was "dawla al-turkiyya" The State of the Turks". One of the chief Mamluk historians, Rukn al-Din Bay-bars al-Mansuri (d.1325), himself a former Mamluk of Sultan al-Malik al-Mansur Qala’un (1279–1290), entitled one of his historical works "Kitab al-tuhfa al-mulukiyya fi’l-dawla al-turkiyya" "Thee book of state-craft (lit —‘the royal gift’) in the kingdom of the Turks".

These Turks were Cumans, or Kipchaks (Kıpçak) of the Arab and Persian sources, the Polovtsians of the Rus’ chronicles, and they came from the steppes of Eastern Europe, the territory between the Danube Vinto and the Caspian, called ‘Dasht-i Kıpçak’, the ‘Kipchak Desert’. It was from among those Turks that young men were captured and sold as slaves in the Crimean ports, brought via the Black Sea and the Mediterranean to the Mamluk kingdom, and then militarily trained in Egypt.

A BROKEN MIRROR: THE KIPÇAK WORLD IN THE THIRTEENTH CENTURY
Dimitri Korobeinikov 





Kipchak Turks